Pontiac Firebird Trans AM 1985 - V8 5.0 Coupe

Bugün hayatımda gördüğüm en mükemmel otomobile bindim; Pontiac Firebird Trans AM 1985 - V8 5.0 Coupe.

Bildiğiniz üzere Pontiac'ın 1982 modeli -biraz modifiyeli olsa da- herkesin hayallerini süsleyen, 80'lerin sonu 90'ların başında çocukluğunu yaşayan kişilerin -DeLorean DMC-12 ile birlikte- rüyalarına giren iki otomobilden biridir. Bir de buna 90'lı yıllarda ATV'nin gündüz kuşağına damgasını vuran Viper'ı eklersek (Dodge Viper RT/10) komboyu tamamlamış oluruz.

İşte ben bugün o kombonun en şahane ayağı olan Kara Şimşek'in daha genç bir modeli; Pontiac Firebird Trans AM 1985 - V8 5.0 Coupe'ye bindim. Sanıyorum, yaşadığım duyguyu yazarak tarif etmem imkansız.

Smokey and the Bandit (Haydut)

Bu aracın hayatımıza girdiği ilk dönem, 1977 yılında Burt Reynolds, Sally Field ve Jackie Gleason'ı hayatımıza katarak bir fenomene dönüşen "Smokey and the Bandit - Haydut" filmidir. Pontiac Trans Am'ın 2 farklı jenerasyonunun (77 ve 79) kullanıldığı dizinin TV versiyonunda Dodge'un Stealth modeli kullanılıyordu.



Bu fenomenin devamı 1982 yılında dünyayı kasıp kavuran Knight Rider (Kara Şimşek) efsanesi ile öyle bir hal aldı ki, sırf bu dizi ve filmler yüzünden Pontiac; ekürileri Camaro ve Corvette'in her zaman bir adım önünde oldu.



Kara Şimşek'te kullanılan 1982 model Trans Am'ın modifikasyonu için o zaman $100,000 para harcanmış.

Firebird serisinin tüm modellerine uzun uzun zaman ayırmak isterdim fakat, 1985 modelini kullanma deneyimini tattığım için tüm zamanımı ona ayırmak istiyorum.

80'lerin sonuna doğru, her sene farklı biçimlrde yenilenen Firebird serisi satışları artırmak, araca gözle görülür bir performans kazandırmak ve 80'lerin ortasına doğru yaygınlaşan bilgisayarlı aerodinamik mühendisliğinden faydalanmak için tekrar geliştirildi. Tampon biçimleri yenilenen, arka tampona kavuşan ve "bumperette" olarak bilinen burun yapısı ile genişletilen yeni kasalar 70 serisinin vahşi görünümünü yumuşatıp, araca daha spor bir görünüm kazandırmayı amaçlıyordu.



Arka ışıklar daha önceden benimsenen "panjurlu" stili korumaya devam ederken, aracın Espirit versiyonundaki karbüratörlü V6 motor, multi-portlu 2.8 litrelik injeksiyonlu motorla değiştirilmişti. Fakat Trans AM'lardaki karbüratörlü V8 versiyon motorlar; 5,0 litrelik motor hacmiyle, 7,7 litrelik 455 Cubic Inch motordan sonra Firebird serisindeki en güçlü beygir gücünü taşımaya devam ediyordu. (Benim bindiğim Trans AM'ın motoru da injeksiyonlu değil.) Bu motora alternatif olarak ( LG4 & L69 ) 305ci'lik injeksiyonlu motor seçeneği de Trans AM serisine eklendi.

Bu konudaki detayları çevirmeden direk Wikipedia'dan aktarıyorum:

The Trans Am also underwent changes. The LG4 & L69 continued on, but a new fuel injected 305ci was now available in the Trans Am. The LB9 Tuned Port Injection (TPI) 305 was released, using a tuned runner design. The LB9 produced 210 hp, which brought it suitable attention from buyers despite being unavailable with a manual transmission. The "Turbo Bulge" hood was discontinued in favor of a new flat hood with twin louvered vents or "nostrils" that were slightly-functional, with heat exhaust vents on the rear edges.

Trans AM versiyonu için Firebird serisinin diğer araçlarına uygulanan burun modifikasyonuna ek olarak, aracın yer tutuşunu sağlamlaştıran bazı özel değişiklikler de yapıldı. Dahili sis lambaları ve arka-yanlardaki kuyruk lambaları eklenirken, 1982'den beri kullanılan panjurlu arka lambalar yerine grid döşemeli fren lambaları kullanıldı.

Aracın standart jantları, 1984 modelinde de kullanılan High-Tech serisi 15 inçlik konkav alüminyumdu. Fakat buna ek olarak 15.ci yıl hediyesi olan Aero Tech adı verilen 16 inçlik gümüş renkli alüminyum jantlar ve WS6 süspansiyon seçeneği de menüye eklendi. (Benim bindiğim otomobilin orijinal jantları, kaportadaki altın rengi Kartal dövmesi ile aynı rengi taşıyormuş. Fakat daha sonradan tamamen siyaha boyanmış.)

9'lu Borg-Warner difransiyel Trans AM serisi ile ilk defa kullanılırken, bunun standart olarak üretilen 10'lu aksa göre daha güçlü olduğu söyleniyordu.

İç konsol ve döşemelerde de önemli değişiklikler yapıldı:

Camaro etkili dijital gösterge seçeneği eklendi. -ki benim bindiğim Trans AM'da manuel göstergeler var-


Standart göstergelere ek olarak lastiklerin durumunu gösteren bir gösterge, ayarlanabilir harita ışığı ve FIREBIRD yazılı yer değiştirebilir bir el feneri de araçla beraber geliyordu.

Arka spoiler için klasik versiyon dururken, ek seçenek olarak daha modern bir görünüme sahip Aero Spoiler versiyonu da seçeneklere eklendi. Bu spoiler sadece 1985 ve 1986 da üretilmiş olup, kendine has dokulu bir yapısı vardır. (Ki ben daha incelemedim, birazdan çıkıp bakıcam hangi Spoiler'ın kullanıldığına...)

Trans AM'ın 1985 modeli için, General Motors'un o güne kadar ürettiği en kullanışlı aerodinamiğe sahip otomobil olduğu söyleniyor. Ki bugün bile 25 yaşında, 100.000 lik araba performansını başarıyla sağladığı için bu görüşü destekleyebiliriz. (En ufak bir rot & balans kayması, sağa-sola çekme, kalkışta geri düşme ya da rahatsızlık verici bir sürüş hissi yok.)


Bu araç öyle bir araç ki, Turbo moda geçip gazı köklediğinizde altınızdaki 5000 motorun her lastikte bir şehir arabasına denk geldiğini çok rahat hissediyorsunuz. Daha önce 1.3, 1.6 ve 2.0 araç kullanan kişiler 90'la gittiklerini sanırken 180 bastıklarını görünce şok geçirdi. Çünkü araba öyle kolay ve çabuk hızlanıyor ki, bildiğiniz tüm ölçüm hissini kaybediyorsunuz.

Kullandığım aracın tek problemi, marşta sorun çıkaran akü oldu. "Kız gibi" olabilmesi için aküsünün yenilenmesi, çamurluklarının elden geçirilmesi ve ufak tefek donanım eksikliklerinin (Çalışmayan ayna motoru, kayıp elektrikli çakmak, kırık emniyet kemeri kilidi vb.) giderilmesi gerekiyor. Onun dışında soğutma fanından, deri ceplerine, orijinal Firebird paspaslarından, modifikasyonlu şanzımanına kadar herşeyiyle tertemiz bir otomobil. Türkiye'de bunun kadar temiz 80 serisi Trans Am var mıdır, bilmiyorum. (Öğrendiğim kadarıyla bir de Ankara'da kırmızı birtane varmış.)

Anka kuşumuzun sağına soluna 10 tane nazar boncuğu takıcaz; çünkü Carrera kullanan adamlar bile dönüp ağızlarının suyunu akıtarak bu oğlanı izledi. Zaten henüz Flowmaster'la şahlandırılmamış olmasına rağmen ejderha gibi bağıran o motorun sesini duyunca, milletin sohbeti bile yarıda kesiliyor. Ben ki Amerikan araba çok severim, böyle güzel homurdanan ne bir Mustang ne de bir Camaro gördüm. (Klasik Corvette'lere pek rastlamıyorum, o yüzden o karşılaştırmayı yapmam doğru olmaz.)

Sonuç itibarıyla bana 10 tane Z4, 5 tane Turbo 911 ya da 25 tane Mini-Cooper verseniz, ben bir  Trans AM'a değişmem arkadaş! Ben böyle bir otomobil daha görmedim, sürmedim, kullanmadım, binmedim. 41 kere maşşallah, elem terefiş, kem gözlere şiş inşallah!

Yorumlar

  1. Merhaba Bilge
    Şimdi arabayı satın falan mı aldın diyecem ("nazar boncuğu falan takıcam" demişsin) en önemli bilgiyi fiyatı vermemişsin :PPPP
    Valla öyle bi anlatmışsın ki maksimum 2.0 motor sürmek nasib olmuş bana, çocukken ahanda tam 80'lerin sonlarına denk gelmekte idi. Veysel arkadaşımızdan pinokyo (deniyordu galiba) bisikletini bi tur versene diyip kullanırdık, aynen şimdi de bi tur versende bi gazı köklesem diyesim geldi.
    Kara şimşek konusunda da bi şeyler yazmasam olmaz pek çok şeyi geçsemde yaptığı atraksiyonlarla neredeyse uçan bi arabaydı (hoş kullanana gerçekten o hissi veriyomuş gibi anlatmışsın :))))))) gözümüzde tey teeeeey yahu ne günlerdi demekten kendimi alamıyorum. Sana da iyi hava atmalar diliyorum :P
    Ayrıca keyifli yazılarında güzelmiş be...

    YanıtlaSil
  2. Kendi arabası olduğunu zannnetmiyorum araç 25 senelik ise zaten nazar boncuğuna gerek yok..
    Durmak yok asfaltı ağlatmaya devam;D

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder